© Davam Haber 2020

Yunus Emre Taşçı; "Gün, Genel Başkanımızın sıra dağlar gibi arkasında olma günüdür"

Yeniden Refah Partisi MKYK Üyesi Yunus Emre Taşçı yatığı açıklamada; "Başımızı hiçbir yere eğdirmeyen, hissiyatımıza tercüman olan ve bizi her zaman en iyi şekilde temsil eden Muhterem Genel Başkanımız Dr. Fatih Erbakan’ın ve aldığı kararların bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da en büyük destekçisi olduğumuzun bilinmesini isterim. Bir kardeşimizin dahi davamızın dışında kalmasına tahammülümüz yoktur. Gün, birlik günüdür. Gün, Genel Başkanımızın sıra dağlar gibi arkasında olma günüdür. Gün, Milli Görüş Prensiplerinin ülkenin geleceğine yön vermesi için mücadele etme günüdür!" dedi.

Yeniden Refah Partisi MKYK Üyesi Yunus Emre Taşçı, partilerinin Cumhur İttifakı'na irdikten snra bir açıklama yatı.

Taşçı'nın yaptığı açıklama şöyle;

"Erbakan Hoca’mızın fena aleminden beka alemine irtihali sonrası camiamız içinde meydana gelen bir takım sıkıntılar sonrası, Milli Görüş Davamızın yeniden orijinal açılarıyla temsil edilmesi niyeti ile 2011 yılının Aralık ayında tanışmak şerefine nail olduğumuz, Liderimiz Dr. Fatih Erbakan ile yürüyüşümüz kesintisiz olarak bugünlere kadar süregelmiştir.

Tüm yaşanan süreçler boyunca, bunu ikrar etmek boynumuzun borcudur ki Liderimiz Dr. Fatih Erbakan, bir kez bile biz Milli Görüşçülerin başını yere eğdirmemiştir.

Ülkemizin son dönemde içinden geçtiği, sosyal, siyasi ve iktisadi hayatın hemen her alanında aziz milletimizin bir buhrana düçar olduğu bir dönemde, çok büyük tarihi öneme haiz bir seçim takviminin arifesinde bulunmaktayız.

Biz Milli Görüşçüler olarak; sosyal, siyasi, iktisadi hayatın her alanında öğretilerimizi hayatımızın merkezine koymuş, Erbakan Hoca’mızın yola çıktığı 69 ruhunu esas alan ve yine Erbakan Hoca’mızın “Milli Görüş’ün 10’da 9’u Milli Görüş değildir” ilkesine tam teslim olmuş neferleriz.

Camiamızı yeniden ayağa kaldıran Milli Görüş Lideri Dr. Fatih Erbakan ve Milli Görüş’ün orijinal açılarıyla yeniden en üst perdeden temsil edilmesi için dualarla kurulan Yeniden Refah Partisi’nde çok çeşitli pozisyonlarda partimizin kurulduğu günden itibaren hizmet etmeye çalışan bir kardeşiniz olarak, belki de yakın çalışma arkadaşlarımızla birlikte en büyük sıkıntıları göğüslemek durumunda kalsak da her yaşanan hadisenin menzile ulaşırken hizmet esnasında terleyen bir er olarak hepimize ecir olarak döndüğü şuuruyla, inancımız daha da kavileşmiştir. Fakat bu açıklamamda söyleyeceğim hiçbir şey şahsımla ilgili değildir.

Ülkemizin içinden geçtiği süreci göz önünde bulundurduğumuzda, tarihi bir seçimin eşiğinde Cumhur İttifakı’ndan aldığımız ittifak teklifi, ittifak görüşmeleri sath-ı mahallinde yaşananlar ve sonucunda alınan Cumhur İttifakı çatısı altında seçimlere girme kararı, camiamız içinde bir takım tartışmalara yol açmıştır.

Asli olarak bu yazıyı kaleme almaktaki niyetimiz, yapılan anlaşmanın ruhunu ve anlaşılmayan yönlerini ortaya koyabilmektir. Bilindiği üzere, parlamenter sistemin uygulandığı dönemde; siyasi partiler kendi güçleri ile seçimlere girmekte ya da yapılan seçim ittifakları, seçim gününe kadar bir işbirliği modeli şeklinde cereyan etmekteydi. Yeni Anayasa değişikliği kapsamında, geçilen başkanlık sistemi modeli uygulanmaya başlandığı günden itibaren ise genel olarak, “seçim öncesi koalisyon” modelinin hakim olduğunu görmekteyiz. Fakat bizim Cumhur İttifakı ile olan işbirliği protokolümüz ise Genel Başkanımızın da söylediği gibi “Geçici Seçim İşbirliği Protokolü” kapsamındadır.

Bu aşamada biz Yeniden Refah Partisi olarak, partimizin Milli Görüş’ün yeniden güçlü bir şekilde mecliste yer alması için, kendi logomuzla, listemizle seçimlere girmek ve kamuoyunun malumu olan milletimizin lehine olacak şekilde siyasetin ana omurgasını oluşturan Sosyal Politikalar, Dış Politika, Eğitim Politikaları ve Ekonomi Politikaları konularında Milli Görüş İlkeleri çerçevesindeki hassasiyetlerimizin resmi bir protokole dönüştürülerek, kamuoyuna açıkça ilan edilmesi dışında bir şart sunmadık. Zira bizim şiarımız, “hayra motor, şerre fren olmaktır.”

Bizi yakinen tanıyan tüm kardeşlerimiz ve teşkilatımızın tüm paydaşları bilmektedir ki Milli Görüş ilke ve prensiplerinin çiğnendiği bir yerde olmamız mümkün değildir! Tüm Milli Görüşçüler müsterih olmalıdır ki istişare süreçleri oldukça sağlıklı bir şekilde işletilmiş olmakla birlikte, mevcut şartlarda asgari düzeyde en azından milli görüş prensiplerinin uygulanacağına dair bir deklarasyon yayınlanarak, Milli Görüş prensiplerinin benimsenmesi en büyük kazanımımızdır. İnancımız o yöndedir ki tüm gönülleri de saha da kazanacağız.

Hülasa, “Cumhur İttifakı” ile yapılan anlaşmanın, bir “SEÇİM ÖNCESİ KOALİSYON MODELİ” olmadığını, ilkelerimizin ve vazgeçilmez önceliklerimizin, mevcut şartlarda en azından asgari düzeyde uygulanması için bir “GEÇİCİ SEÇİM İŞBİRLİĞİ PROTOKOLÜ” çerçevesinde olduğunu dikkatimizden kaçırmamalıyız.

Şimdi yapmamız gereken, Milli Görüş camiasının tüm paydaşları ile birlikte bir kişiyi dahi ayırmadan söylüyorum ki; yapmamız gereken Milli Görüş’ün mecliste en gür seda ile yer alması için, doğru yapılmak istenen işlere destek vermek, yanlışlara engel olmak üzere, terimizin son damlasına kadar çalışmaktır.

Başımızı hiçbir yere eğdirmeyen, hissiyatımıza tercüman olan ve bizi her zaman en iyi şekilde temsil eden Muhterem Genel Başkanımız Dr. Fatih Erbakan’ın ve aldığı kararların bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da en büyük destekçisi olduğumuzun bilinmesini isterim. Bir kardeşimizin dahi davamızın dışında kalmasına tahammülümüz yoktur. Gün, birlik günüdür. Gün, Genel Başkanımızın sıra dağlar gibi arkasında olma günüdür. Gün, Milli Görüş Prensiplerinin ülkenin geleceğine yön vermesi için mücadele etme günüdür!"
 

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER