Dursun Ali Taşçı

Dursun Ali Taşçı

Mail: [email protected]

"Adam inanmıyor, ona ayet okuma!"

Özellikle dindar, muhafazakâr okumuş kesim arasında şöyle bir kanaat hâkimdir:

            “Adam inanmıyor, sen ona ayet, hadis okuyorsun!”

            Bu çok yanlış bir düşünce biçimidir. Seküler düşüncelere sahip insanlara, deist ve ateistlere Buda’dan, Konfüçyüs’ten, Marks’tan, Sartre’dan.. bir cümle söyleseniz, konuşmalarınıza dünyevilerden bir sözle devam etseniz, “olur” diyenlerin büyük çoğunluğu Müslüman. Allah’ın ayetlerinden söz etseniz, “o zaten inanmıyor, ayetten ne anlar?” diyerek çekincesini beyan ediyor.

            Yahu, sen Müslümansın, İslam’ı hem yaşayışına, hem sözlerine nakşetmen gerekmez mi? Bu korkak dövüş, bu aşağılık kompleksi nedir, Allah aşkına?

            Bu tür davranışların birçok nedenlerinden birisi, tarihi bir aşağılık kompleksidir. Yüz yıldan fazladır, ülkede ve dünyada horlanan, aşağı görülen, inançlarıyla alay edilen, sürülen, öldürülen insanlar genellikle Müslümanlardır. Tarihi korku, Müslümanların ta içlerine işlemiş bulunmaktadır. Bunun aşılabilmesi için topyekûn bir silkiniş kaçınılmazdır. Sanatta, edebiyatta, bilimde, düşüncede, fikirde yeniden destanlar yazılana kadar insanlarımız, düşüncelerini, ellerini ağızlarına kapatarak söyleyeceklerdir. Hikâyemiz yazılana kadar “sığıntı” konumundan kurtulamayacağız, anlaşılan.

            İkinci nedeni ise, derinliğine bilgi noksanlığıdır. “Ben Müslümanım” diyor, ama İslam’dan habersizdir. Seküler bir toplumun içine girdiğinde bir “sığıntı” durumu sergilemektedir. İnançların hayata hâkim olmadığı durumlarda, o inancı paylaşan toplumun büyük çoğunluğu, inançlarını göğsünü gere gere söyleyemez, yaşayamaz. İnançlarını açıklasa marjinal kalacağını ve bunun altında ezileceğini bilir; çünkü inanç bilgisi donanımı ya yoktur ya da zayıftır.

            Yüz yıldan fazladır dünyada ve ülkemizde İslam, Allah’ın dediği tarzda, Kur’an ve Sünnet’e göre yaşanmamaktadır. Hayata Kur’an ahkâmı hâkim değildir. Bu durumda bazı konular bilinse bile, yaşanmayan şey halk tarafından sadece “gelenek” olarak algılanır, bayramlarda, ölümlerde ritüelden öteye gitmez, insanı diriltici havadan uzak kalır, kişilik oluşturamaz.

            “Adam inanmıyor, ayet okuma!”

            Bu ne saçma sözdür. Peygamberimiz (AS) peygamber olarak geldiğinde, onun dışında inanan hiç kimse yoktu. O, inanmayan bir topluma Allah’ın ayetleriyle hitap etti, fıtratları nurlandırdı, coşturdu insanların dirilişine vesile oldu.

            İnsanları, âlemleri yaratan Allah’tır. Allah’ın ayetleri insanlara ulaştığında, hangi düşüncede olursa olsun o insanlar, inanmasalar bile, bir sarsıntı geçirir, ayet kalplere iner ve tesirini halk eder. Falancanın filancanın sözleri tesir edecek, ama Allah’ın sözleri tesir edemeyecek! Böyle bir Müslüman mantığı olabilir mi? Senin görevin, yeri ve zamanı geldiğinde Allah’ın ayetlerini insanlara duyurmaktır.

            “Allah sözün en güzelini, birbiriyle uyumlu ve bıkılmadan tekrar tekrar okunan bir kitap olarak indirdi. Rablerinden korkanların, bu kitabın etkisinden tüyleri ürperir, derken hem bedenleri ve hem de gönülleri Allah’ın zikrine ısınıp yumuşar. İşte bu Kitap, Allah’ın dilediğini kendisiyle doğru yola ilettiği hidayet rehberidir. Allah kimi de saptırırsa artık ona yol gösteren olmaz.” (Zümer, 23)

            “ İşte sana gerçek olarak okuduğumuz bunlar Allah’ın ayetleridir. Artık Allah’tan ve O’nun ayetlerinden sonra hangi söze inanacaklar?” (Casiye, 6)

            “ Görmedin mi Allah nasıl bir misal getirdi: Güzel bir sözü, kökü (yerde) sabit, dalları gökte olan güzel bir ağaca (benzetti).” (İbrahim, 24)

            “ İma eden ve iyi işler yapanları, içinde ebedi kalmak üzere, zemininden ırmaklar akan cennetlere koyacağız. Allah, (bu söylenenleri) hak bir söz olarak vaat etti. Söz verme ve onu tutma bakımından kim Allah’tan daha doğru olabilir?” (Nisâ, 122)

            Kur’an-ı kerim’de bunlara benzer birçok ayet vardır. Sözün en güzelini Allah söyler, Çünkü O, âlemleri yaratandır, mutlak bilendir.

            Sözü fazla uzatmadan müminlere şunu teklif ediyorum:

            Bundan böyle, nerede ve hangi şartlarda olursak olalım, ezberleyebildiğimiz kadar ayetleri ezberleyelim ve insanlara ayetler okuyalım. Kınayanların kınamasına aldırış etmeden Rabbimize ve O’nun sözlerine sığınarak, O’nun kullarına seslenelim. Ummadığımız kadar bereket hâsıl olacaktır, inşallah!

D. Ali TAŞÇI

([email protected])

Twitter: @DAliTasci

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar