Kalbi Selim Derneği
YUSUF KAPLAN

YUSUF KAPLAN

Mail: [email protected]

15 Temmuz darbesinin asıl hedefi, “paralel din” icat etmekti!

15 Temmuz işgal ve darbe girişimi, sadece “paralel devlet” teşebbüsü olarak algılandı ve sunuldu şimdiye dek. Oysa devlet, bu ülkenin çocuklarının elinden çoktan alınmıştı devşirme şebekeler tarafından iki asırlık süreçte.

O yüzden bu ülke zaten işgal altında: Ekonomisi, kültürü, bürokrasisi, eğitimi, sanatı bu ülkenin has çocuklarının değil, Batılıların uydusu devşirmelerin kontrolü altında ve milletin çocuklarını devşirmekte ve celladına âşık etmekte kullanılıyor.

15 Temmuz saldırısıyla yaşanan şey, Türkiye’yi ele geçirip İslâm’ı Protestanlaştırma (tıpkı diğer dinler gibi sekülerleştirerek hayattan uzaklaştırma) emperyalizme / küresel sisteme itiraz etmeyecek, kolaylıkla güdülecek paralel bir din icat etme, İslâm’ın direniş ve diriliş ruhunu yok etme projesiydi.

Bu “paralel din” projesinin iki asırlık uzun ve netameli bir geçmişi var.

İKİ ASIRLIK DARBELER TARİHİ

Tanzimat’la başlayan, Cumhuriyet’le birlikte “kültürel inkâr”a dönüşen modernleşme tarihimiz her tür darbenin yaşandığı ürpertici bir darbeler tarihidir.

Sultan Abdülaziz, bilekleri kesilerek bir saray darbesine kurban gitti.

Sultan II. Abdülhamid, küresel Yahudi-İngiliz şebekelerinin darbesiyle tahttan indirildi.

Cumhuriyet tarihindeki darbeleri saymaya gerek yok burada.

28 Şubat ve 15 Temmuz darbe girişimleri, doğrudan bu ülkenin Müslüman varlığını hedef alan, İslâmî varlık nedenini yok etmeyi amaçlayan darbe girişimleri olması bakımından diğer klasik darbelerden ayrılıyor. Bu darbeler, bu toplumun ruhunu, İslâmî ruh köklerini, genetik kültürel kodlarını imha etmeyi ve paralel bir din icat etmeyi hedefleyen darbelerdi.

İNGİLİZLERİN ŞARK MESELESİ VE “PARALEL DİN” PROJESİ

Bu iki darbeyle İngilizlerin iki asırlık Şark Meselesi projelerinin ikinci ayağının da hayata geçirilme sürecinde çok kritik bir aşamaya girildiğini görüyoruz.

Şark Meselesi’nin birinci ayağı, İslâm’ı, dolayısıyla tarih yapan bir aktör olarak İslâm medeniyetini tarihten uzaklaştırma projesiydi.

Osmanlı’nın durdurulması, müslüman Hindistan’ın parçalanması, Arap dünyasının paramparça edilmesiyle bu hedeflerine ulaştı İngilizler.

28 ŞUBAT DARBESİ VE “HORMONLU MÜSLÜMANLAR” PROJESİ

Şark Meselesi’nin ikinci ayağı ise, Müslümanları İslâm’dan uzaklaştırma projesi...

Bu da son iki asırdan bu yana iki teo-politik ve teo-kültürel stratejiyle hayata geçirilmeye çalışılıyor: Öncelikli olarak, İkinci Dünya Savaş’ndan sonra emperyalistler tarafından sözümona bağımsızlıkları verilen müslümanların yaşadığı ülkelerde devletlerin İslâm’dan arındırılması. Bunun en katı uygulaması, Türkiye’de hayata geçirildi.

İkinci aşamada da toplumun İslâm›dan uzaklaştırılması süreçleri devreye girdirildi adım adım. İşte toplumun İslâm’dan uzaklaştırılması projesi son iki darbe girişimiyle gerçeğe dönüştürülmeye çalışıldı.

28 Şubat, İslâmî kesimlerin İslâmî duyarlıklarını yitirmelerine yol açtı; sekülerize olmuş, hayattan kopartılmış, sadece bireysel bir inanç meselesine indirgenen bir İslâm anlayışının tohumlarını ekti: Bu da, toplumda “hormonlu müslümanlar” icat etti.

Batı tarihinde Hıristiyanlığa yapılan, Hıristiyanlığı toplumdan ve hayattan uzaklaştıran dinin sekülerleştirilmesi demek olan protestanlaşma projesini bu kez İslâm’a uygulamak istiyor emperyalistler ve uyduları!

15 TEMMUZ DİRENİŞİ VE “PARALEL DİN” TEHLİKESİNİN PÜSKÜRTÜLMESİ

15 Temmuz darbe girişimini gerçekleştiren FETÖ, İslâm’ı Protestanlaştırma projesi olarak adlandırdığım bu projeyi bütün küre ölçeğine yaymaya çalışıyor, bunu paralel bir din icat etme görevi olarak düşünüyordu. Eğer 15 Temmuz darbe ve işgal girişimi başarıya ulaşmış olsaydı, İslâm’ı Protestanlaştıran paralel bir dinin merkez üssü Türkiye olacaktı.

Böylesine ürpertici bir sürecin bütün İslâm dünyasına da yayılması ve anaakım İslâm’ı devre dışı bıraktıracak bir paralel dinin, ruhu çalınmış, hayatın bütün alanlarından kovulmuş, anlamsızlaşmış, hayatta hiç bir karşılığı olmayan, emperyalistlere itiraz etmeyen, güdümlü bir paralel dinin İslâm dünyasına hâkim kılınması kolaylaşacaktı.

İşte 15 Temmuz darbe ve işgal girişimine göğsünü siper ederek karşı durmakla bu toplum, paralel devlet girişimini önlemekle kalmadı; bundan daha da önemlisi, paralel din girişimini de önledi.

Bu tarihî meydan okuma, ne yazık ki gözardı ediliyor Türkiye’de.

15 Temmuz’da bu toplum, İslâm’ın tarihinde çok önemli bir yıkım hareketine “dur!” diyerek çok büyük bir felâketi önlemiş oldu.

İslâm’ın Protestanlaştırılması projesi, hilafetin tarihten çekilmesinden bu yana yaklaşık bir asırdır özellikle Hindistan’da Kadıyânîlik hareketiyle İngilizler marifetiyle bütün Asya toplumlarına yayılmaya çalışılıyordu. Ayrıca, Türkiye’deki laikleşme projesi de, bir başka açıdan İslâm’ı protestanlaştırma (hayattan uzaklaştırma) projesidir.

Üçüncü olarak da postmodern kültürün hakikat fikrini inkâr etmesi, hakikati izafileştirmesi, deizm, ateizm biçimlerinin küre ölçeğinde hızla yayılmasına katkıda bulundu; hakikatin izafileştirilmesi, dinin de izafileştirilmesine zemin hazırladı.

Hem Türkiye’de FETÖ’nün zuhuru ve küre ölçeğinde örgütlenmesi hem de postmodern küresel kültürün küre ölçeğinde hızla yaygınlaşması, İslâm›ın protestanlaştırılması girişimi için son derece uygun zeminler oluşturuyordu. İşte bu toplumun Türkiye’de 15 Temmuz darbe ve işgal girişimini püskürtmekle bu “paralel din” projesine nasıl büyük bir darbe vurduğu ilerde daha iyi anlaşılacak.

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar