Aula Home
Ayça Outlet
Serdar ARSEVEN

Serdar ARSEVEN

Mail: [email protected]

Müslüman'a haram!..

Müslüman'a haram!..

Bizde sıkça dile getirilen bir temenni vardır:

“Uzayan kol bizden olsun.”

Lâfa gelince böyle diyoruz da…

Her operasyonda bizi birbirimize bağlayan “kollarımızı koparttıklarını” göremiyoruz maalesef…

*

Memleketin zeminini kaydırmak isteyen “tek tipçi zihniyet”in taktiği yaman:

“Dostlarını teker teker avla, etrafını boşalt, zeminin kaydır ve bitir!

*

Bu işte, bilhassa sosyal medya denilen “linç” aygıtı kullanılıyor.

Memleketin “28 Şubat Karanlığı”ndan çıkabilmesi için ellerini değil, başlarını taşın altına koymuş olan aydınlar ve aynı çizgideki evlâtları, kardeşleri “teker teker” hedefe yerleştiriliyor…

“Linç” ediliyor…

“Muhafaza-KÂR” takımından birileri de “Aman, bizi de aynı kefeye koymasınlar!” korkusuyla ya da kompleksiyle bu millet ve memleket düşmanlarına destek verince…

Linç operasyonu tamamlanmış oluyor!

*

Tek tipçi, jakoben zihniyet, “Muhfaza-KÂR Kompleksi”ni iyi çözmüş…

 “Dindarların” gittikçe “muhafaza-KÂRlaştıklarını” bilen 28 Şubat zihniyeti, “O taraftan birini hedef aldıklarında, kompleksli yarı aydın sağcı takımının da kendilerine destek vereceğini” çok iyi biliyor.

Ve oradan yükleniyor…

Teker teker indiriyor!..

Anadolu’nun zeminini kaydırıyor!..

*

Sizi düşmanlarınızın topları, tüfekleri etkilemez..

“Dost” bildiklerinizin attığı güller yıkar, geçer!..

Ey Muhafaza-KÂR’lar!

Bu bitmez tükenmez “meşruiyet”arayışınız yüzünden nice kıymetimizi kenara köşeyi ittiniz.

Anadolu’ya büyük emekleri geçmiş birçok aydını küstürdünüz, “adeta” marjinalleştirdiniz!

En küçük bir dil sürçmesini, maksadı aşan ifadeyi saptırarak, bağlamından kopartarak “linç” operasyonunda kullananların oyunlarına geldiniz!..

Ah, şimdi bir “ibretlik” hikâye geldi aklıma…

“Herkese Helâl, Müslüman’a Haram Çeşmesi” malûm.

Hayrına yaptırdığı çeşmenin üzerine “Herkese helâl, Müslüman’a haram!” diye yazdırdığı için, Kadı’nın yargıladığı, Padişah’ın azarladığı bir Güzel Adam…

 Kadısına, paşidahına şunu ispat etmiş ki,

“Bir Haham’ı yaka paça tutuklarsanız, başta cemaatinin mensupları olmak üzere dünya âlem ona sahip çıkar…

Bir Papaz’ı tutuklarsanız, başta cemaatinin mensupları olmak üzere dünya âlem ona sahip çıkar…

Ulu Cami”nin İmamı’nı yaka paça aldırıp tutuklarsanız hiçbir  şey olmaz! Kimse sahip çıkmaz hatta birlikte namaz kıldıklarının çoğu bile onu kötülemeye, linç operasyonuna destek vermeye başlar!”

Evet…

Böyle olur…

Bir “İmam” hedef alınırsa…

Birlikte namaz kıldıklarının çoğu, anlamadan, dinlemeden, tefekkür etmeden, hemen “karşı tarafa” geçer.

Zalimi değil de, mağduru suçlamaya gayret eder!..

-Biz de onu adam, hoca bellemiştik,

- Kimbilir ne haltlar etti de tutuklandı, boşuna mı tutukladılar, ateş olmayan yerden duman mı çıkar?

- Vah vah acırım arkasında kıldığım namazlara acırım!…

- Sorma, hiç sorma!..

*

Hikayedeki Padişah, bunları teker teker tecrübe ediyor…

Haham’ı aldırıyor içeri, Papaz’ı aldırıyor ve “garibân takımından” İmam’ı aldırıyor...

Haham’a ve Papaz’a dünya âlemin sahip çıktığını, İmam’ı ise “birlikte namaz kıldıklarının” bile anlayıp dinlemeden, anında sattığını görüyor…

Ve sonunda da…

“Bunlara hava bile haram, hava bile!” diyor!..

*

İşte böyle…

İmamı sat, akademisyeni sat, yazarı sat, çizeri sat!..

Heyhat!

*

Bakınız, bu yazımda “satışa gelen” aydınlarımızdan hiçbirinin ismini vermedim.

Bunu yapacak olsaydım, büyük ihtimalle yazmayı atladıklarım, unuttuklarım olacaktı…

Kıymetlilerimizden bazılarına ayıp olacaktı.

İsimler hafızanıza gelsin, geçsin...

Kahir ekseriyetini “israfın haramlığına” iman ettiğini söyleyenlerin oluşturduğu bu toplum, ne kadar çok “kıymetlimizin” israf edildiğini idrak etsin…

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Beş şey gelmeden önce beş şeyin kıymetini bilin” buyuruyor, malûm:

“ Ölüm gelmeden önce hayatın, hastalık gelmeden önce sağlığın, meşguliyet gelmeden önce boş vaktin, ihtiyarlık gelmeden önce gençliğin, fakirlik gelmeden önce zenginliğin.”

*

İnsanoğlu “nimetlerin” kıymetlerini pek bilemiyor kaybedinceye kadar.

Münevverlerimizin kıymetini de kaybedince anlayabiliyoruz galiba…

Ve hatta…

Kaybettiğimiz halde kıymetlerini anlayamadıklarımız o kadar çok ki…

Ölmüşlerimizin kıymetlerini bilemeyince, yaşayanlarımızın da kıymetlerini bilemiyoruz hâliyle!..

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar