Kalbi Selim Derneği
Serdar ARSEVEN

Serdar ARSEVEN

Mail: [email protected]

Profesör Diyor ki: "İlacı boşuna yutmuşuz!"

Profesör Diyor ki: "İlacı boşuna yutmuşuz!"

Bir selam verdikten sonra,

“Bu nedir kardeşim, biri bize izah etsin!” diye bağırdı.

Sükûnete davet ettim.

“Her şeyi böyle kafaya takarsanız hasta olursunuz!” dedim.

Olmuş zaten.

Vücudu sürekli olarak “polip” üretiyormuş…

Midesi de alarm vermeye başlamış…

“Dertten, kederden işte!” dedi.

Olabilir.

Birçok uzmanın söylediği:

Nice hastalık “travmalardan” kaynaklanıyor.

Ne kadar çok “ilaç” alırsak alalım, temelde yatan sebep keşfedilip üzerine gidilmediğinde, hastalık baskılanmış oluyor genellikle.

Baskılanan hastalık, çoğu zaman güçlenmiş şekilde karşımıza geliyor maalesef.

Hadi bakalım, daha etkili bir ilaç!..

*

Hah işte, tam da oraya geldik;

Okuyucumuzun tepkisi bu ilaç meselesiyle ilgili.

Koronaya yakalandığımızda sekizer sekizer kullanılması tavsiye edilen meşhur ilaçların “etkisiz” çıktığına dair haberleri görmüş.

Bu haberlere takılmak istememiş…

Amma velâkin bir “Bilim Kurulu Üyesi”nin açıklamalarına rastlayınca şaşırmış ve kızmış!

“Ne yani boşuna mı yutturdular onca ilacı bize!” diye feryat ediyor.

Bana söyleyince, açtım, o habere baktım…

Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi, Enfeksiyon Hastalıkları Profesörü Şimşek Yavuz, koronavirüs hastalarının sekizer sekizer yutması tavsiye edilen ilaç hakkında şunları söylemiş:

“…Ayaktan tedavi gören hastalar incelendi ve ilk açıklanan sonuçlara göre ilacın hastalığı tedavi etmede çok da etkin olmadığı gösterildi. Ülkemizde de tedavi protokolünden çıkarılmasını bekliyoruz. Şimdiye dek ilacı kullanmış kişilerde ise yan etki açısından tehlikeli bir durum yok!.”

Koskoca Bilim Kurulu Üyesi’nin açıklamasını görünce,

“İyi ya” dedim okuyucuma,  “Yan etki açısından tehlikeli bir durum yokmuş!”

Hay demez olaydım!

“Serdar Bey!” diyerek bir yükseltti sesini.

Yapacak bir şey yok, okuyucumuza karşı boynumuz kıldan ince…

“Buyurun, sizi dinliyorum efendim!” dedim.

Volümü biraz düşürerek…

İlacın prospektüsüne baktım. Bir kilometre yan etki sıralanmış. Okuyayım mı size?” dedi.

“Buyurun, efendim, vaktim var, dinliyorum!”

*

Okumaya başladı…

Bilinmeyen, yaygın olan, az yaygın olan birçok yan etkisi varmış.

O okudu, benim ruhum karardı.

Benim ruhum karardıkça, o okudu…

Sabırla dinledim, dinledim…

Bitirdi…

Teskin etmek için, “Bunların hepsi ille de olacak diye bir şey yok. Siz ilaçları aldıysanız, kalbinizi ferah tutun. Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu Üyesi, alanın Profesörü, ‘Bir şeycik olmaz!’ diye teminat veriyor. Rahat olunuz, poliplerinize polip eklenmesin, ülseriniz azmasın!” dedim.

Yok…

Kafayı takmış…

“Durun, siz öbür haberleri de görmemişsiniz o zaman!” dedi.

“Efendim, vaktim sıkışıyor, bir yere gitmem lâzım!” diye durdurmaya çalıştım ama ne mümkün.

“Durun durun, yetişirsiniz!” tesellisinin ardından devam etti:

“Haberleri okuyorum, lütfen dinleyiniz: Bilim Kurulu Üyesi Yavuz, katıldığı Habertürk canlı yayınında sorulara yanıt verdi.

Prof.Dr. Yavuz’un ‘Şu anda biz koronavirüs hastalarına hâlâ bu ilacı veriyor muyuz?’ sorusuna yanıtı ‘evet’ oldu.

Yavuz, ilacın koronavirüs hastalarına verilmesini doğru bulmadığını ancak Sağlık Bakanlığı’nın rehberinde yer almaya devam ettiğini söyledi. Yavuz, bu konunun Bilim Kurulu’nun gündemine geldiğini ancak karar merciinin Sağlık Bakanlığı olduğunu belirtti.

Okuyucumun aktardığı haber böyle.

 

Devamında söyledikleri ise şöyle:

“Bakın,  Bilim Kurulu Üyesi’ne;  ‘İlacın verilmesi doğru değil, Bilim Kurulu gündeminde bu konuyu konuştuk, gerekli uyarılarda bulunduk ama yetki Sağlık Bakanlığı’nda.’ diyor…Bana ne kardeşim, yetki kimdeyse kimde? Benim durumum ne olacak, ailecek hep kullandık bunu!”

*

Bazı okuyucularım, “İletişim hatlarını herkese açık tutuyorsun, iyi yapıyor, hoş yapıyorsun ama…Günün birinde başa çıkamazsın!” diyerek ikaz etmişti bizi.

Gün içinde birçok konuda, nice mesaj, telefon geliyor.

Bazı okuyucularım da, eksik olmasınlar, bizzat kapımıza varıyor.

Kimi, “Sayın Cumhurbaşkanı, Ak Parti Teşkilâtı’na sürekli olarak kapı kapı dolaşın diyor ama gelen giden yok! Bu ne iştir!” diye ilgili olmadığım konuların hesabını benden soruyor!..

Kimi, “Bu televizyonların hali nedir, varsa yoksa ahlâksızlık, varsa yoksa şiddet! Bu işleri kim çözecek!” diye bize bağırıyor.

“Piyasalarda neler olur, otomobil fiyatları almış başını gitmiş, bir tedbir alınmayacak mı bu işlere!” yollu lâflarla bizi fırçalayan bile var!..

Hatta ve hatta, her istediği an konuşabildiği bu kardeşlerine, “Gazetecilerde de bir kibir, bir kibir!” diye çıkışanlar dahi oluyor.

“Ben miyim kibirli?” diye karşı çıktığımda da…

“Yok abi, seni biliyoruz!” diyorlar.

Kibirlilere ulaşamadıkları için bana döküyorlarmış içlerini!..

Sağ olsunlar

Ne diyeyim, vaktimizin, enerjimizin bir bölümünü de  “ilaç” meselesi almış olsun.

Bu işler tuhaf işler…

İşte bu “korona ilacı” diye verilen!

Yakınlarımız koronaya yakalandıklarında, itimat ettiğim profesörlere, doçentlere “Gönderilen ilaçları vereyim mi?” diye sorduğumda, “Kesinlikle verin, virüsün ciğerlere inmesini engeller!” demişlerdi.

Şimdi de bir araştırmanın sonuçları ve Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu Üyesi’nin açıklamaları!..

Hani…

Bunlara itimat etmeyelim desek, Bilim Kurulu Üyesi konuşuyor.

 

Kendilerini Bilim Kurulu Üyesi yapan ben değilim ki…

Üstelik…

Şimdi gördüm…

Sağlık Bakanlığı’nın en fazla itimat ettiği hekimlerden, Hürriyet Yazarı Prof.Dr. Osman Müftüoğlu da, yazısına, “Fikrimi daha en baştan açıklayayım, son bilimsel verilere bakılırsa, (o ilacı) boşuna yuttuğumuz anlaşılıyor!” diye girmiş.

“Boşuna yuttuğumuz anlaşılıyor!..”

Eyvah, Eyvah!

Şimdi, Profesör Osman Müftüoğlu’na ulaşsak…

Ve, “Madem böyleydi, niçin tavsiye edildi? 5 Aralık 2020 tarihli yazınızda, ‘bu ilacı’ tartışanlara niçin tepki gösterdiniz?” diyerek üstelesek mevzu uzayacak!..

“Eeee” diyecek bize,

“Bilim böyle bir şeydir! Değişim ve gelişim demektir!” muhtevalı bir şeyler söyleyecek!..

Biz de kendisine “O zaman, bazı denilenlere karşı çıkanlara niçin kızılıyor Hocam?”  diye üstelesek, mevzu uzayacak!..

*

Eyvah, eyvah!

Bu haberleri, “İlacı almalısın!” dediğimiz yakınlarımız da okumuşsa ne olacak?

Ne zamana kadar gizleyebileceğim bunları…

*

Bilemiyorum…

Canım sıkkın…

Bir günlüğüne arazi olayım da…

Kimse, başkalarının yaptıkları, yapmadıkları yüzünden beni fırçalayamasın!..

 “Bugünlerde tavsiye edilenler içinde, yarın ‘boşunaymış!’ denilecek olanlar var mıdır acaba?” yollu sorulardan da bir günlüğüne kurtulmuş olurum böylece!

Hep derim ya,
Kavanoz dipli dünya!

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar