Aula Home
Ayça Outlet
Serdar ARSEVEN

Serdar ARSEVEN

Mail: [email protected]

Atatürk ve Maske!..

Bu memlekette bütün darbeler “Atatürk ilke ve İnkılâpları” adına yapıldı.

Darbecilerin, muhtıracıların, bildiricilerin tamamı, “maske” olarak Atatürk İlke  ve İnkılâplarını,  Kemalizm’i kullandı.

Şu son “Emekli Amiral Bildirisi”ne ilişkin tartışmalarla gündemimize yeniden yerleşen “darbe geleneği” meselesini, önceki Akşam, Akit TV’de, meslektaşımız Sabri Balaman’ın “Derin Kutu” adlı programında enine boyuna tartıştık.

Programın misafirlerinden Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı Serdar Üsküplü, bildiricileri sert bir dille kınarken, “eski amirallerin” bu yaptığının Atatürkçülük ile, Atatürk İlke ve İnkılâpları ile uzaktan yakından alâkasının olmadığını söyledi.

Bunların “Atatürk İlke ve İnkılâpları”nı bir “maske” olarak kullandıklarını öne sürdü.

Türkiye’yi içinde bulunduğu sıkıntıdan kurtaracak ‘sihirli formül” olarak da yine “Atatürk İlke ve İnkılâpları”nı gösterdi.

Yani, CHP’nin amblemindeki 6 Oku.

Böyle yapınca da…

Biz girdik devreye.

“Atatürk İlke ve İnkilâpları”nın ve Kemalizm’in, dahası tarihteki Mustafa Kemal Atatürk’ün “aslında ne olduğu” yönündeki farklı kanaatleri, iddiaları elimizden geldiğince ortaya koymaya çalıştık.

“Altı oklu” CHP’nin başındaki Kemal Kılıçdaroğlu ile adamları, Vatan Partisi’nin karşı çıktığı “Emekli Amiraller Bildirisi”ni büyük aşkla savundular malûm.

Onlara göre, yapılan tam da Atatürk Ruhu’na, Kemalizm’e, “Atatürk İlke ve İnkılapları”na uygun.

Vatan Partisi ise CHP Yönetimi’ni Atatürk İstismarcılığı ile suçluyor.

Atatürk, bırakın diğer partileri, CHP’nin kendi içinde bile “aslında kim olduğu” üzerinde ortak görüş sağlanamayan bir tarihi şahsiyet.

Malûm, yine bildiriye tam destek veren Eski CHP’li Muharrem İnce, partiden kopuşunu büyük ölçüde “Kemalizm’e aykırı işlere” bağlamıştı.

CHP’de Muharrem İnce gibi düşünenler olduğu gibi, Canan Kaftancıoğlu misali “Atatürk” demekten bile imtina edenler var!..

Geçmişten bugüne baktığımızda, herkesin kendisine göre bir Atatürk’ünün olduğunu, her kul gibi hesabını Allah’a verme durumunda bulunan Mustafa Kemal Atatürk’ün “hatırasının” sağından solundan çekiştirildiğini görüyoruz.

İsmet İnönü’den Kenan Evren’e, Doğu Perinçek’ten Kemal Kılıçdaroğlu’na kadar…

28 Şubat’ın beşli çetesinden, o süreçte hortumlanan bankaların yönetim kurullarına kapak atan Emekli Paşalara kadar…

İyi partisinden kötü partisine kadar nicelerinin farklı farklı Atatürkleri var.

Atatürk, mezarından kendisi üzerindeki bu tartışmaları izledikçe rahatsız oluyor mudur, bilemem.

İşin garibi, Atatürk’ün mezarda neler düşündüğünü, neler hissettiğini bile “rüyasından” aktaranlar ve bunu eni konu köşe yazısı malzemesi haline getirenler bile olmuştu hatırlarsınız.

Öylesine karışık bir mevzu ki bu…

Ömrünün son demlerinde iyice karşı karşıya geldiği, hatta Başbakanlık’tan azlettiği İsmet İnönü’nün Anıtkabir’de olması, kendisiyle aynı mekânı paylaşması bile sıkıntı verebilir Atatürk’e.

Tam da burada, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Salı günkü grup konuşmasının dikkatlerden kaçan “Darbe Destekçisi CHP ve İsmet İnönü” bölümüne işaret etmek isterim.

Aynen şöyle diyor orada MHP Lideri Bahçeli:

“Bizi bir başka dehşete düşüren husus ise 4 Nisan bildirisine yönelik muhalefet partilerinin aldığı sakat ve sancılı pozisyondur. CHP, geçmişiyle müsemma tavrını yine sürdürmüştür. Hatırlatmak isterim ki, merhum İsmet İnönü, 7 Mayıs 1960’da bazı yabancı gazetecilere verdiği demeçte şunları söylemişti:

‘Siyasi rejim baskıya yönelirse ordu mensupları vaziyeti vatandaş olarak, entelektüel olarak incelerler. Değerlendirme sonucunda ne olacağını kimse bilemez.’

Bu beyanattan 20 gün sonra 27 Mayıs darbesi yaşanmıştır.

İnönü’nün, /Şartlar tamam olduğunda ihtilal meşru bir haktır!/ sözü CHP’nin engebeli yol haritası, dağınık ana fikri, esasen tarihi yanılgısı ve yozlaşmış düşüncesidir.

Darbeler tarihi bir bakıma CHP tarihidir. Darbelerle yüzleşmek CHP’yle yüzleşmektir.”

Evet, okudunuz.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Atatürkçük alanında iddialı politikacılarımızdandır.

Atatürk’e lâf söyletmeme hassasiyeti de çok iyi bilinir.

Kendilerinin Grup Konuşması’ndaki “İsmet İnönü, CHP ve Darbeci Gelenek” vurguları İsmet İnönü’yü   “Kemalist, Atatürkçü” biri olarak görmediğini net bir şekilde ortaya koyuyor.

Bugünkü CHP Yöretimi’nin “Emekli Amiraller Bildirisi” karşısındaki tavrı ile İsmet İnönü’nün 27 Mayıs Darbesi”ndeki rolüne işareti arasında kurduğu bağ elbette dikkat çekici.

İddialara göre, İsmet İnönü aslında Atatürkçü değil, Salim Başol, Kenan Evren hiç değil,Çevik Bir, Teoman Koman, Güven Erkaya, Kemal Alemdaroğlu, Nur Serter…

Altı Oklu CHP’nin başındaki Kemal Kılıçdaroğlu da öyle.

Oysa bunların her biri, “Atatürk’ün izinde yürüme” iddiası olan, bununla övünen zatlar.

“Atatürkçülük” iddiasındaki partilere, gruplara, şunlara, bunlara baktığınızda karşınıza çok karmaşık bir resim çıkıyor.

Ben bunları yazınca “Varsın çıksın, bize ne?” diyebilirsiniz.

Kusura bakılmasın, kazın ayağı hiç de öyle değil.

Darbeciler, bildiriciler, şunlar, bunlar, Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı Serdar Üsküplü’nün ifade ettiği gibi,Atatürk’ü , “Atatürk ilke ve İnkılâpları”nı, Kemalizm’i birer “maske” olarak kullanıyorlarsa, ortada çok ciddi ve mutlaka halledilmesi gereken bir sıkıntı var demektir.

Bunu çözecek olan bizler değiliz; Atatürkçüler, Kemalistler, Atatürk İlke ve İnkılâpları’na bağlılık konusunda mangalda kül bırakmayanlar bir araya gelsinler…

Ve bu meseleyi bir çözüme kavuştursunlar.

“Atatürk” üzerindeki tartışmalar artık sona ersin.

Her darbe, muhtıra, bildiri metnine mutlaka Atatürk’ü yerleştiren darbe heveslilerinin, “zevzeklerin” Cumhuriyet’in Kurucusu’nu istismar etmelerinin önüne geçilsin.

Biz de rahat edelim,

Anıtkabir’de medfun “Devlet Büyükleri” de.

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar