Kalbi Selim Derneği
Aula Home
Ayça Outlet
Sema MARAŞLI

Sema MARAŞLI

Mail: [email protected]

BU SÖZLEŞME MECLİSTEN GEÇMEMELİ

Yine bir Batı kazığı daha çakılmak üzere ülkemiz halkına. Fakat bu öyle böyle bir kazık değil en fenası. Bu Meclisten geçerse millet olarak BİTTİK demektir.

Yine bal kasesinde zehir sunuluyor. Yeşilmiş, doğayı korumakmış, iklimmiş…

Kim diyor bunları: Yüzyıllardan beri dünyanın pek çok bölgesinde sömürü düzeni kurup doğayı katladen, insanların hayatını söndüren zalimler, satanistler, katiller şimdi çevreci olmuş. Gel de inan!

“Yeni Dünya Düzeni” kurmalıyız diyen siyonistlerin güdümündeki Küresel Baronlar yıllardan beri bu günlere hazırlanıyorlardı son zamanlarda atağa geçtiler.

“Büyük savaşlar ya da kaoslar olmadan yeni bir düzen kurmak zordur.” Diyorlar. Pandeminin epeyce ekmeğini yediler, sıra iklim sözleşmesinde.

Paris İklim Sözleşmesi 2016 da imzaya açıldı. Türkiye’de ilk imzalayanlar ülkelerden biri fakat sözleşme şartları kötü olduğu için Meclisten geçirip onaylamamıştı.

Fakat Cumhurbaşkanı Erdoğan Eylül 2021 de katıldığı BM toplantısında Ekim ayında sözleşmeyi meclisten geçireceği sözünü verdi ve sözleşme Meclise geldi. Bugünlerde her an onaylanabilir.

Onaylanması demek büyük bir ekonomik kriz, işsizlik, pahalılık, açlık, karanlık ve kaos demektir.

PARİS İKLİM SÖZLEŞMESİNİN AMACI

Küresel ısınma iddiasının sebebi olarak gösterilen başta karbondioksit olmak üzeri sera gazlarının salınımının tüm dünyada azaltılması için yapılan bir sözleşme.

Hedef: Sanayi devrimi öncesi değerlere ulaşmak.

2030 kadar karbon salınımının yüzde elli azaltılması, 2050 ye kadar sıfıra indirilmesi Paris İklim Sözleşmesi’nin hedefleri arasında.

Yani 10 yıl içerisinde karbonu yüzde elli azaltmak demek ülkeler için çok hızlı ve tehlikeli bir değişim demek.

PARİS İKLİM SÖZLEŞMESİ BİZDEN NE İSTİYOR?

Bütün bunlara inanamayacaksınız fakat hepsi gerçek. Hem de beş yıl içinde hayata geçecek.

1-Bütün termik santrallerimizi kapatmamızı istiyorlar.Termik santraller kömür ile çalışıp elektrik ürettiği için doğayı kirlettiği iddiası ile sözleşme gereği kapatılması gerekiyor. Bu bizim için çok büyük elektrik ve enerji sıkıntı demek. Hem kıtlık hem de fiyatların anormal derece pahalanması demektir.

2-Madenleri kapatmamız, nükleer santral yatırımlarını durdurmamız ve doğalgaz çıkarmaktan vazgeçmemiz gerekiyor. Yani “Altın bulduk, Doğalgaz bulduk…” sözleri sadece bir masal olarak kalacak.

3-Tüm sanayi kuruluşlarının denetim ve izni uluslararası kurumlara bağlanacak. Bu da işletmelere ve halka yansıyacak yüksek karbon vergisi yükü getirecek. Aynı zamanda pek çok fabrika kapanma ile karşı karşıya kalacak.

4- Petrol, kömür ve fosil yakıtlarının kullanımının en aza indirilmesi. Bu de petrolde kıtlık ve büyük zam demek.

5-Arabalardan çıkan egzozun azaltılması için araç fiyatları aşırı pahalanacak. Araç sahibi olanlar için de ağır vergiler getirilecek. Şimdiden vekiller Cumhurbaşkanı’na araç vergilerini 3 katına kadar artırma yetkisi verilmesi için torba yasa teklifi sundu.

6-Hayvancılığı bitirmemiz gerekiyor. İddia şu ki ineklerin çıkardığı metan gazları atmosferi kirletip küresel ısınmaya sebep oluyormuş. Esas maksat ise yıllardır Bill Gates’in dile getirdiği ve ülkemizde de birkaç fabrikası kurulan sentetik et-yapay et projesini hayata geçirmek.

İlaç şirketlerine satılmamış gerçek bilim adamları ineklerin çıkardığı gazın doğada kısa sürede yok olduğunu fakat her yere kurulacak yapay et fabrikalarının laboratuvarından çıkacak emisyonların atmosferde uzun süre kalacağını söylüyorlar.

Fakat ülkemizde bakıyoruz pek çok prof ineklerin çıkardığı gazı kafayı takmış durumda.

Doğal eti, sütü ve tarımı bitirmek, kurulmak istenen Yeni Dünya Düzeni’nin ana amaçlarından biri.

Bunu kolaylaştırmak için yakın zamanlarda hayvanlardan insanlara geçen bir virüs haberi ile DSÖ nün de yıllar sonra kurmaca olduğunu itiraf ettiği domuz gribi, kuş gribi senaryosundaki gibi hayvanlar daha büyük çapta öldürülürse sonrasında da zaten bir daha toparlanamaz. Hedeflenen amaç da bu gibi görünüyor.

Gerçek et, sadece elitlerin ulaşacağı bir yiyecek haline gelecek. Kurban Bayramı da geçmişten bir nostalji haline gelir böyle giderse çok yakın zamanda.

Kısacası düşük karbonlu ekonomiye küresel düzeyde geçmek demek insanların üretim, tüketim, beslenme kısacası tüm hayat biçimlerini kökten değiştirmek demektir. Bu da büyük ekonomik sıkıntılara sebep olacak köklü bir değişim demek. Bu değişim de kıtlık, açlık ve büyük sıkıntılar getirecek demektir. Kısaca sözleşmeyi kabul etmek demek ülkenin fişini çekmek demektir.

TRT nin de haber yaptığı gibi dünyayı bir avuç elit yönetecek. Ülkeleri ellerinde tutmak için belli bir azınlığa imtiyazlar verecekler. Onlar da onları güdecekler.

TRUMP PARİS İKLİM SÖZLEŞMESİNDEN NEDEN ÇIKMIŞTI?

Paris iklim Anlaşmasını ABD de Barack Obama imzalamıştı. Trump sözleşmenin istihdamı öldüreceğini, çevreyi kirleten yabancıları zenginleştirirken Amerikan halkını cezalandıracağını, milyonlarca ABD’linin işsiz kalacağını belirterek sözleşmeden çıkmıştı.

Fakat sözleşmeden başvuru sonrası resmen çıkmak için yaklaşık 4 yıllık bir süre şartı olduğu için resmi olarak ABD 2020 de sözleşmeden çıkabildi. Küresel Çetenin adamı Joe Biden seçilince ABD tekrar sözleşmeye dahil oldu.

TÜRKİYE  SÖZLEŞMEYİ NEDEN MECLİSTEN GEÇİRMEMİŞTİ?

Türkiye Paris İklim Antlaşmasını 2016 da imzalayan ilk ülkelerden biri fakat sözleşmeyi Meclisten geçirmemişti.

Çünkü sözleşmede Türkiye’yi  Ek-1 gelişmiş ülkeler grubuna aldıkları için iklim finansmanından yararlanamayacağı gibi bir de gelişmekte olan ülkelere her yıl yüklüce miktarda  yardım yapması gerektiğinden sözleşme Meclise getirilmemişti. Şartlar değişmediği halde son BM toplantı sonrası “finansmana erişim noktasında büyük fırsatlar sunulduğu” açıklamasıyla sözleşmenin onaylanacağı söylendi ve sözleşme Meclise geldi. Sözleşmeyi imzalayan gelişmekte olan ülkelere Türkiye’nin her yıl kaç milyon yardım yapacağı açıklanmadı. 

KÜRESEL ISINMA  mı KÜRESEL SOĞUMA MI GERÇEK OLAN?

2012 yılında İngiltere Meteoroloji dairesi ve iklim araştırma çalışmaları ile tanınan East Anglia Üniversitesi dünya çapında çok büyük bir çalışma yaptı. 30 bin ayrı meteoroloji ölçüm istasyonundan gelen verilere dayanarak dünyada hava sıcaklığı yükselmesinin 1997 yılından itibaren durduğu ve sıcaklıkların tüm dünyada yükselme değil, düşme eğiliminde olduğunu açıkladılar.

Bu çalışma bilim dünyasında şok etkisi yaptı. “Dünya 5 derece daha ısınacak felaketler olacak…” diyenler geri adım atmak zorunda kaldı.

İngiliz iklim bilimci Prof.Phil Jones BBC ye yaptığı açıklamada “Küresel ısınma skandalı” nın dünyaya endişe altında tutmaktan başka amacı yok. Endişe edecek bir ısınma yok ve bunun da insan eliyle olduğuna dair güvenilir araştırmalar yok” dedi.

Küresel ısınma hakkında bildiklerimizi değiştirecek türden güçlü bilimsel araştırmalar olduğunu söyleyen Jones, 'küresel ısınma skandalı’nın dünyayı sürekli alarm ve endişe altında tutanların işi olduğunu söylüyor.

Jones küresel ısınma yalanının, halktan ve iş yerlerinden 'iklim vergileri' almak için düzenlenen sinsi bir oyun olabileceğini söylüyor.

Jones, anormal bir ısınma olmadığını yüzyıllar içinde yerkürenin birkaç derece ısınmasının bilimsel araştırmaların sonuçlarının da gösterdiği gibi normal olduğunu öne sürüyor.

İngiliz matematik profesörü Valentina Zharkova ve ekibi, gelecekte küresel iklim değişikliklerinin matematiksel olarak tahmin edilmesine olanak tanıyan bir model geliştirmiş. Yeni hesaplamalara göre, güneşin manyetik dalgalarının azalması ve bunun da özellikle 2021-50 yılları arasında hava sıcaklıklarında ciddi bir düşüşe neden olması bekleniyor. Araştırma ekibi, daha önce 15. ve 19. yüzyıllar arasında aralıklarla görülen ve “Küçük Buzul Çağı”  olarak adlandırılan dönemin bir benzerinin yaşanacağını tahmin ediyor.

Dünyanın en önemli hava durumu kanallarından Weather Channel’ın kurucusu John Coleman: “Küresel ısınma tarihin en büyük yalanıdır” dedi. Coleman: “Birkaç bilim adamı politik hedeflerini gerçekleştirebilmek için iklim verilerini taraflı şekilde yorumlayarak böylece fenomen oldular. Washington’daki dostlarından büyük araştırma fonlarını da bu şekilde almayı başardılar. Küresel ısınma dedikleri şeye insanların yol açtığı da büyük bir aldatmacadır. Gezegenimiz tehlikede falan değil” diyor.

BBC de çevre programı yapan David Bellamy gerçekleri açıkladığı için işinden olmuştu.

Bellamy küresel ısınma yalanının sebebinin yeni vergileri haklı gösterme ve daha çok para kazanma ve yürüttükleri bazı çalışmaları garanti altına alma olarak açıklamıştı.

İklim değişikliğinin ve küresel ısınmanın nedeninin sera gazı olduğunu bilimsel veriler desteklemiyor.

“Küresel ısınmadan dolayı buzullar eriyor, kutup ayıları ölüyor…” diye medyaya servis edilen görüntülerin asılsız ve propaganda unsuru olduğu ortaya çıktı. Yayınlanan ölü kutup ayısı fotoğrafları fırtınada ölen kutup ayılarına aitmiş.

Greenpeace başta olmak üzere bazı çevreci gruplar: “Küresel ısınma raporları özel şirketler tarafından rüşvet karşılığında yazdırılıyor” diyorlar.

2012 yılında İngiliz bilim adamlarının dünyanın farklı ülkelerinde 30 bin ayrı meteoroloji ölçüm istasyonundan aldığı uzun süre takip ettiği verilere dayanarak dünyada hava sıcaklığının arttığı değil azaldığı yönündeki araştırmadan sonra BM de 2013 de bu büyük araştırmanın sonucunu kabul etmek zorunda kaldı.

Dünyanın döngüsü içinde bazan ısı artabiliyor bazen soğuyabiliyor.Bunda aşırı ve anormal bir durum yok. Fakat küreselciler son yetmiş yılda sürekli yirmi yıla donacaksınız, elli yıla yanacaksınız diyerek sürekli bugünler için hazırlık yapıyor.

Havanın soğuyacağı küresel ısınma olmadığı ile ilgili haberler en son 2012 ve 2013 de kalmış. Belli ki Küresel Çete medyayı bir şekilde susturmuş. Daha sonra satılmış bilim adamlarıyla küresel ısınma yalanına devam edilmiş.

Şu döngüde Dünya zaten soğumaya doğru giderken, küresel ısınma var diye kömürün yasaklanması, termik santrallerinin kapatılıp elektrik sıkıntısının yaşanması demek insanların donarak ölmesi demektir.

YENİ DÜNYA DÜZENİ İÇİN KÜRESEL ISINMA SAHTEKARLIĞI

“Küresel Isınma Sahtekârlığı’ Yeni Dünya Düzeni kurmak için küreselcilerin ellerinde büyük bir koz.

Yapay zekanın başrol oynayacağı “yeni normal” dedikleri düzende, insanlar bilgisayarlarla kontrol edilebilir robotlara dönüşecekler. Aslında anormal olan yeni normallerini sistemleştirmek için doğal olan her şeye bütün normallere savaş açtılar.Yeni normal dedikleri insanlık için yeni bir kölelik sistemi.

“Barış getireceğiz” diye girdikleri ülkeleri harabeye çeviren sömürgeci Batılılarını ipi ile kuyuya inecek olan o kuyuda boğulmayı da göze alıyor demektir.

KAYNAKLARI YOK ETMEK YERİNE AĞAÇLANDIRMA

Küresel ısınma iddiasının, gerçek bilim adamlarının ciddi çalışmaları ile KÜRESEL YALAN olduğu ortaya çıktı. Ülke olarak neden bu yalana dahil olalım?

Başta karbondioksit olmak üzere sera gazları atmosferde bir ısınmaya sebep olmuyor. Karbondioksit emisyonunun sanıldığı kadar zararlı olmadığını savunan uzmanlar da var. Bu gazın aslında bitkiler için ne kadar hayati olduğuna dikkat çekiyorlar ve karbondioksitin “atmosferin gübresi” olduğunu söylüyorlar.

Problem karbondioksit olması değil, karbondioksiti oksijene çevirecek ağaç olmaması.

Çözüm: Ormanı artırmak. Karbondiokti azaltmak için fabrikaları, termik santrallerini ve ülkenin sanayisini kapatmak değil, yeşili artırmak olmalı.

Emisyonlar kontrol altına almak: Hava kirliliğine engel olmak için sanayi ve enerji üretim tesislerinde emisyonlar kontrol altına alınmalı.

Bilgilendirme: Halkı israf ve enerji tasarrufu konusunda bilgilendirme, ödüllendirme.

Dünyada karbon negatif iki ülke var. Biri Butan. Butan’ın anayasasına göre ülkenin hâlihazırda yüzde 70’lerde olan ormanla kaplı arazisi, yüzde 60’ın altına düşemez. Butan ürettiği karbonun üç katını ormanlarıyla bertaraf ediyor.

Diğeri de yine ormanı bol Surinam.

Kısacası havada fazla bulunan başta karbondioksit gibi sera gazlarını azaltmanın yolu termik santrallerden sanayiye tüm üretim kaynaklarını kapatıp, zaten zor geçinen halkı işsizlik, açlık, kıtlık, karanlığa mahkum etmek olamaz.

Bir de “karbon azaltacağız” diye yapılan masrafları halkın sırtına “karbon vergisi” diye yüklemek asla kabul edilemez.

Başlatın ağaçlandırma seferberliğini. Milyonlarca ağaç dikelim. Ormanlarımızı koruyalım.

Çıksın artık bu ülke Batı güdümünden.

BU SÖZLEŞME İMZALANMAMALI

Bu sözleşmenin imzalanması demek ülkemizin Küreselcilere “anahtar tesliminin” yapılması demektir. Çok kısa zamanda büyük ekonomik krizler, işsizlik, açlık, kıtlık, elektrik kesintisi… Gözümüzü bambaşka bir dünyaya açmadan elimizden geleni yapalım.

Paris İklim Sözleşmesi TBMM de bugün Dışişleri komisyonunda kabul edildi.

Milletvekillerinin imzalamaması için hepimize görev düşüyor. Herkes kendi şehrindeki milletvekillerine ve onların yakınlarına telefon açsın, mesaj göndesin, sosyal medyadan yazsın.

Ben de buradan sesleniyorum Milletvekillerine!

Mevki makam için şu üç günlük dünyada bu büyük veballere girmeyin. Bunca canlının ahını almayın, o imzaları atmayın.

Dünyada nasıl ki attığımız her imzadan mesulsek bu dünyanın bir de diğer tarafı var. Oranın hesabı çok çetin olacak. Diğer tarafta Hitlere komşu olmak istemiyorsanız bu sözleşmeyi imzalamayın. İnsanları gaz odasında yakmakla işsiz, aşsız, karanlıkta bırakmak arasında fazla bir fark yok. Şehitlerin kanıyla alınmış bu memleketi doğayı koruma safsatasıyla katil küreselcilere teslim ederseniz bunun hesabını veremezsiniz.

#ParisİhanetAnlaşması

#ParisİklimSözleşmeÇöpe

#ParisİklimSözleşmesineDurDe

#ParisİklimSözleşmesiniOnaylama

Haydi!Herkes sözleşme imzalanmasındiye elinden gelen çabayı göstersin.Milletvekillerine ulaşsın. Geç olmadan. Gözümüzü karınlıklara açmadan.

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar