Kalbi Selim Derneği
Hüseyin LİKOĞLU

Hüseyin LİKOĞLU

Mail: [email protected]

Sandık ABD’yi keser mi?

Sandık ABD’yi keser mi?

2. Dünya Savaşı’ndan sonra ABD öncülüğünde kurulan küresel düzenin çökmek üzere olduğunu artık herkes görüyor. Bu savaştan sonra oluşturulan Birleşmiş Milletler ve NATO başta olmak üzere tüm uluslararası kuruluşların etkilerini ve dolayısıyla caydırıcılıklarını kaybettikleri âşikâr. İki yıldır yaşadığımız pandemi süreci de bu küresel gerçeği iyice gözler önüne serdi.

2. Dünya Savaşı’nın ardından kurulan ‘yeni dünya düzeni’ni Türkiye açısından kabul edilemez olmasına rağmen kabullendik. O zamanki güçsüzlüğümüze ve Sovyetler Birliği’nin tehditlerine yanlış siyasi tercihler de eklenince ne yazık ki rıza göstermek zorunda kaldık.

15 TEMMUZ, TÜRKİYE’Yİ 2. DÜNYA SAVAŞI SONRASI ROLÜNE DÖNDÜRME GİRİŞİMİYDİ

Türkiye ne zaman kendisine biçilen ‘onursuz’ rolden kurtulmaya çalıştıysa hep darbelerle terbiye edildi. 1960 darbesi, 1971 muhtırası ve 12 Eylül ihtilâli ülkemizi yeni kurulan bu ‘dünya düzeni’ içinde tutmak için yapıldı.

2011’den beri Türkiye’de iktidar değişikliği arayışı içinde olanlar da aynı amaç için çalışıyor. Bütün bu gayrimeşru arayışların ABD tarafından desteklendiği hatta organize edildiği çok iyi biliniyor. İhanet kalkışması

15 Temmuz darbe girişimi,

27 Mayıs’ın, 12 Mart’ın,

12 Eylül’ün hatta

28 Şubat’ın devamıydı.

15 Temmuz’daki darbe ve ihanet girişimi, Türkiye’yi, 2. Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan ‘yeni dünya düzeni’ndeki onursuz role yeniden razı etmek için yapıldı. Akamete uğratılması büyük başarıdır ancak arkasındaki iradenin pes ettiğini düşünürsek daha büyük felaketlerin kapısını ardına kadar aralamış oluruz. Adamlar bir asır öncesinin paylaşım planlarından vazgeçmediler, 15 Temmuz hesaplarından mı vazgeçecekler!..

Türkiye’de sahneye konan bütün gayrimeşru iktidar değişikliği ve darbelerin arkasında ABD’nin olduğunu artık sağır sultan bile biliyor. Öyle ki ABD bile artık bunu inkâr etmiyor. ABD Başkanı Biden, daha seçilmeden önce, Türkiye’deki iktidarı yıkabilmek için ‘muhalefete destek vereceklerini’ açık açık ilân etmişti.

12 EYLÜL OLMASAYDI YUNANİSTAN ASLA NATO’YA DÖNEMEZDİ

ABD’nin Türkiye’de iktidar değişikliğine ihtiyaç duyduğu kesin. ‘Sandık neticesinde meydana gelecek değişiklik’ ABD’yi keser mi; asıl cevaplanması gereken soru bu olmalı.

Türkiye-ABD ilişkileri açısından bakıldığında günümüzdeki durum 12 Eylül öncesini hatırlatıyor. 1974’te, Kıbrıs Barış Harekâtı’ndan sonra ilişkiler gerilmiş, kopma noktasına gelmiş ve ABD’nin Türkiye’deki ‘üs’leri kapatılmıştı. Bununla yetinilmemiş, ‘Barış Gönüllüleri’ adı altında Türkiye’nin her okulunda faaliyet gösteren ve eleman devşiren CIA casusları ülkeden gönderilmişti. Yunanistan’ı NATO’ya yeniden almak isteyen ABD, Türkiye’nin vetosuyla karşı karşıya kalıyordu. Yine aynı tarihlerde ABD’nin İslâm dünyası içindeki virüsü ‘İsrail’ ile ilişkiler kopma noktasına gelmişti.

12 Eylül’de askeri yönetim işbaşına gelmeseydi, Türk Amerikan ilişkilerini ABD’nin istekleri doğrultusunda yapılandıracak bir siyasi iktidar sandıktan çıkamazdı. Çıksa bile ABD’nin taleplerini asla yerine getiremezdi. Daha açık söyleyeyim; 12 Eylül darbesi olmasaydı, sandıktan çıkan hiçbir iktidar döneminde Yunanistan NATO’ya dönemezdi.

Bugün de aynı durumla karşı karşıyayız. ABD’nin Türkiye’den birçok talebi var. Akdeniz’deki haklarımızdan vazgeçmemiz, Suriye’de terör devletinin Akdeniz’e inmesine izin vermemiz, K.Irak’ta PKK’nın varlığına karşı verdiğimiz mücadeleden geri adım atmamız isteniyor. S-400’leri iade etmemiz bekleniyor. ’80 öncesindeki ‘Barış Gönülleri’ teşkilatının bu günkü takipçisi olan Fetullahçı Terör Örgütü ile mücadeleden vazgeçmemiz telkin ediliyor.

Bu örnekleri daha da çoğaltabiliriz.

SİYASETÇİLER ELİYLE ÜLKEYİ ZAYIFLATIP PLANINI UYGULAMA HESABI YAPIYOR

Ülkemizde, bütün bunları yapmaya istekli siyasi parti veya partiler iktidar olsalar da yukarıda saydığımız talepleri karşılayamaz. Türk milleti buna izin vermez. ABD, Türkiye’de sandıkla netice alamayacağını bildiği için daha büyük hesaplar içinde.

Planlarını ince ince işleyen ABD, Türkiye’deki Müslüman, Kürt, solcu, milliyetçi görünümlü mandacıları bir araya getirdi. Fakat sandıktan netice alsalar bile onların, ABD’nin isteklerini tam ve zamanında yerine getirmeleri mümkün değil. Esasında ABD, bu koalisyonla Türkiye’yi müdahaleye hazır hale getirecek... Üzerinde durulması gereken en önemli nokta budur.

Ülkesini seven insanların yapacağı şey bellidir; Nasıl ki ABD her kesimden mandacıları bir araya getirdiyse, biz de milli duruşu olan her kesimi bir araya getireceğiz.

Cumhuriyetin ikinci yüzyılına girerken mandacılara karşı ‘yeni bir Milli Mücadele’ye şimdiden hazır olmalıyız...

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar